15 Temmuz’un Arkasındaki Siviller (1)

1-Adil Öksüz

Adil Öksüz, İstanbul’a 150 km mesafede, küçük bir üniversite olan Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde görev yapan bir yardımcı doçent idi. 2002–2016 yılları arasında tam 109 kez yurt dışına gitmişti. Trafiği baş döndürücüydü. 26 Mayıs 2015’te İstanbul’dan New York’a uçmuş, 18 Haziran’da geri dönmüştü. 8 gün sonra bu kez İstanbul’dan Johannesburg’a uçtu, 3 gün kalıp geri döndü. 16 Eylül’de tekrar Güney Afrika’ya uçtu, oradan ABD’ye geçti ve 9 gün sonra Türkiye’ye döndü. 15 Ekim 2015’te Kuveyt’e uçtu, 23 Ekim’de Almanya’ya. 2016 yılında ise sık sık ABD’ye gittiği görülüyor. 17 Mart’ta New York’a uçup, sadece 4 gün kaldı. 20 Haziran’da bir kere daha JFK Havaalanı’na uçup, yine dört gün kalıp döndü.

2003 yılında yazdığı doktora tezi dışında bir akademik çalışması olmayan, bütün ailesi Türkiye’de yaşayan, maaşı 1500 dolar civarında olan bu yardımcı ilahiyat doçenti neden ve nasıl bu kadar sık yurt dışına ve ABD’ye gidip geliyordu? Sorunun cevabı fotoğraflara bakıldığında hemen anlaşılıyor.

 

50 yaşındaki Adil Öksüz’ün adı ilk kez Gülen Cemaati’ne yönelik soruşturmalar kapsamında 9 Ocak 2015 günü Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gelip şikayetçi olan Çetin Acar tarafından devlete verilmişti: “Ankara Üniversitesi İlahiyat mezunu. Mezuniyetten sonra uzun süre İstanbul’da Fetullah Gülen’e mollalık yaptı. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde yardımcı doçenttir. Fetullah Gülen ABD’ye gittikten sonra Mustafa Özcan’ın Türkiye imamlığına geçmesi ile Hava Kuvvetleri’nden sorumlu imamlığı buna devretmişti Şu anda örgütün Deniz Kuvvetleri imamlığını yürüttüğünü duydum.”

Ama o günlerde kimse bu ifadeyi ve bu ismi önemsememişti.

Adil Öksüz bu rahatlıkla 11 Temmuz 2016 günü THY’nin TK003 sefer sayılı uçağının Business Class bölümünde 4G koltuğunda son kez ABD’ye uçmuş, 11 saatlik uzun uçuşun ardından sadece iki gün kalmış ve 13 Temmuz 2016 günü Türkiye’ye dönmüştü.

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden tam iki gün önce. 16 Temmuz sabahı darbenin bastırılmasından sonra Ankara’da darbecilerin merkezi olan Akıncılar Askeri Hava üssünden  kaçmaya çalışan darbeci askerlerle birlikte yakalandı.

Sorgusunda şehrin epey dışında olan üssün çevresine “tarla bakmaya geldiğini “ söyledi.

Daha sonra ortaya çıkan tutanaklara göre Adil Öksüz gözaltı sırasında bir ara tuvalete girdi. Bir süre sonra bir jandarma personeli, Adil Öksüz’ün kullandığı tuvalete girip kağıt peçete kutusundan peçete çıkarmaya çalışırken kutunun içinde bir cihaz olduğunu fark etti. Hemen üstlerine iletti. Uzman Çavuş’a “Buraya en son kim girdi” diye soruldu. “Adil Öksüz” yanıtı alınınca da Öksüz’e “Bu senin mi” diye soruldu Öksüz, “Aaa evet benim, tuvalette düşürmüşüm”dedi. Jandarma görevlisi, “Ne düşürmesi, saklamışsın” diye tepki gösterdi. Yetkili astsubay, askerlere cihazın ne olduğunu sordu. Askerler ve polisler cihazın üzerindeki numaraları, .

markayı vs internete girerek cihazın ne olduğu anlamaya çalıştılar. Bu yön bulmak için kullanılan bir GPS cihazıydı

Darbe gecesi darbenin merkezi olan bir askeri üstte bir GPS aletiyle yakalanan bir ilahiyat hocası…

Ama Adil Öksöz savcı ve hakimin önüne çıktığında bütün bu tuhaf deliller gizli bir el tarafından kaybedildi. Savcı yine de askeri üst yakınında yakalanan orta yaşlı sivil bir adamdan şüphelenip tutuklanması istedi ama hakimin elinde tutuklamaya yetecek hiçbir delil kalmamıştı. Adil Öksüz serbest kaldı ve kayıplara karıştı. O günden beri jandarma ve polis onu her yerde arıyor.

Öksüz’ün 11 Temmuz’da ABD’ye uçtuğu TK003 sefer sayılı uçağın ekonomi sınıfında 27H nolu koltukta oturan yolcunun adı Kemal Batmaz’dı.

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: