15 Temmuz’un Arkasındaki Siviller (5)

Sivil Bürokratlar

Kemal Işıklı, Ankara’daki resmi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 15 yıllık deneyimli üst düzey bir çalışanıydı.Risk Yönetimi bölümünde uzmandı.

Ama bu profesyonel kimliği dışında bir işi daha vardı; SAT Komandolarına abilik etmek. İfadesinden okuyalım:“Kod adı ‘Miraç’ olan SAT Grup Personeli olduğunu bildiğim Astsubay Murat Fırat, kod adı ‘Ömer’ olan Astsubay Özgür Danışan, kod adı ‘Onur’ olan Astsubay Hamdi Çıplak, kod adı ‘Hamza’ olan Astsubay Fatih Kaya, kod adı ‘Murat’ olan Astsubay Mutlu Ferik, kod adı ‘İsmail’ olan Astsubay İrfan Altuntaş, benim kendi ikametime gelmekteydiler. Beraber Kur’an okuyor, sohbet ediyor ve namaz kılıyorduk, siyasi konular konuşmamaktaydık. Bu asker şahısların birbirlerinden haberleri yoktu.”

Bankacılık uzmanı Işıklı İstanbul’daki bir imam hatip lisesinde Cankurt kod isimli başka bir abiye bağlıydı. Bir gün tam adını bilmediği Cankurt ona;“Bana, SAT’taki askerleri kastederek, ‘Onları davet et, görüşelim.’ dedi. Ben de her gruptan bir kişiyi arayarak, farklı zamanlar belirterek ‘Gelin, görüşelim.’ dedim. Daha sonra Cankurt’u arayarak askerlerin geleceği zamanı söyledim. Belirttiğim zamanlarda askerler evime geldiler. Askerler evime geldikten sonra Cankurt geldi ve ‘Kemal diye birisi gelecek, onun dediğini yapmanızı istiyorum.’ dedi. Genel sohbetten sonra askerler ve Cankurt gitti.”

Risk yönetimi uzmanı bankacı Kemal Işıklı’nın abilik ettiği SAT komandoları darbe için böyle uyandırılmıştı. O SAT komandoları 15 Temmuz günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı teslim almak ya da öldürmek için Marmaris’e giden komandolardı.

 

Muhterem Çöl , yapay zeka üzerine doktora yapmış, kariyerine Türk Hava Kuvvetleri’nde uçak mühendisi olarak başlamış bir bürokrattı. 2001 yılından beri görev yaptığı ve Türkiye’deki cep telefonu ağını yöneten Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon Kurumu’nun başkan yardımcılığını yürütüyor, kongrelere katılıyor, televizyonlarda baz istasyonları üzerine röportajlar veriyordu. Darbeden sonra hakkında yakalama kararı verildi. Ama kayıplara karışmıştı.

Neden yakalama kararı verildiği darbeden tutuklu Jandarma Binbaşı Haydar Hacıpaşalıoğlu’nun ifadesiyle ortaya çıktı. Jandarm Binbaşı başkan yardımcısı Çöl’ün Gülen cemaatinde kendisinden sorumlu “abi” olduğunu söyledi.“2010 yılında Ankara’ya tayin oldum. Kod adı Turgut gerçek adı MJuhterem Çöl olan ve halen Başbakanlık İzleme Merkezi’nde çalışan kişi ile tanıştırdı. Bu kişi benim beş yıldır cemaat abiliğimi yapmaktaydı.”

Binbaşı darbe haberini de başkan yardımcısının evinde öğrenmişti:“14 Temmuz akşamı Muhterem Çöl’ün evinde Fetullah Gülen’in talimatlarıyla yarın için önemli bir faaliyet olacak denerek duygu yüklü konuşmalar yapıldı, ben de derinden etkilendim.”

Mustafa Koçyiğit genç yaşına rağmen parlak bir kariyeri vardı. Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü bitirmiş ardından, Michigan State Üniversitesi’nde Kamu Politikası programında yüksek lisansını tamamlamıştı.2004–2009 yılları arasında Başbakanlıkta “Türk Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma” çalışmalarında görev aldı. Başbakanlık personel yönetimi üzerine yöneticilik yapmaktaydı.

Ama onun da bilinmeyen başka çok önemli bir işi daha vardı. Darbe girişiminde gözaltına alındıktan sonra verdiği ifadeden okuyalım:

“Selman’ isimli örgüt mensubu bana Başbakanlık teknik ve bilgi işlemdeki mühendislerin işlerini takip etme görevini verdi. Selman beni ankesörlü telefondan arıyor, görüşmeleri dışarıda yapıyorduk. Selman abinin talimatıyla İstihbarat Daire Başkanlığı’nda (İDB) çalışan Burak isimli kişiyle irtibat kurup talimatları yerine getirmeye başladık. Mühendislerle ‘Bylock’ programı üzerinden yazışıyorduk. ‘Eagle’ ve ‘Tango’ isimli programları kullandık. Mühendislerden İDB’de işimize yarayacak verileri istedim. Mühendisler Burak ve Haşim verileri USB, CD ve hard diskte getirmeye başladı. Evlerinde ya da açık alanda teslim ediyorlardı. Ben de bu bilgileri açık alanda Furkan’a veriyordum. MİT’in İDB’ye bildirdiği 20 bin kişilik paralel yapılanmaya ilişkin listeyi mühendisler aracılığıyla temin ettik.”

“15 Temmuz günü Selahattin abiyle mesajlaştık. Bana ‘Mühendisler cuma akşamı ve hafta sonu İDB’de kalacak bir yol bulsunlar’ dedi. Bunu mühendislere ilettim. Darbeyi öğrendikten sonra mühendislerle bilgi işlem şubesini korumak gerektiğini yazdım. Harekete geçtiler ve bir kısmı Yıldız’daki İDB’nin yakınlarında yakalandılar. Son kullandığımız haberleşme programı ‘Tango’ idi ve bunu 30 bin civarında örgüt elemanı kullanıyordu. Yaptıklarımdan pişmanım, temin ettiğim verilerin devletin gizli bilgi ve belgeleri olduğunu biliyordum.”

İyi eğitimli bir Başkabakanlık çalışanı olan Mustafa Koçyiğit, Başbakanlık’taki verilerin Gülen cemaatine aktarılmasını organize etmiş, darbe öncesi hazırlıklara katılmıştı. Bunu kendinden üstün cemaatten abilerin yönlendirmesiyle yapmıştı.

Cemaatin üyeleri arasındaki iletişim de çeşitli iletişim programları üzerinden sağlanmıştı. Bylock ve Eagle, cemaatin kendi mühendislerinin geliştirdiği ve sadece kendi üyelerinin şifreyle girerek kullanbildiği mesajlaşma programlarıydı.

Tasfiye edilecek isimlerin bu kadar kısa sürede tespit edilmesi Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Bylock ve Eagle gibi cemaat tarafından geliştirilen gizli haberleşme ağlarını darbeden önce deşifre etmesi sayesinde oldu.

Ama darbe öncesi herkes bu kadar ketum değildi. Darbeden haberdar olan bazı cemaat mensupları konuşmaları ve tweetlerinde darbenin sinyalini vermişlerdi. Sırrı saklayamayan o cemaat mensupları tabii ki gazetecilerdi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: