buna en iyisi hiç bakmayın intiharı başardı

İnsanların Çoğu Duygusal Acı ve Stresle Mücadele Ediyor Fakat Bazıları Bunu Başaramıyor

 

“Tükenmişlik veya çaresizlik duygusunu tetikleyen hormonlar yoğun bir şekilde ve uzun süre bedende aktif halde bulunduğunda, beyindeki düşünce merkezinin tek çözüm olarak intihar seçeneğine saplanması durumu oluşmaktadır” diyor uzmanlar. Teşebbüste bulunanların bazıları intiharı başarıyor.  Aşağıdaki video ne yazık ki bu örneklerden biri ve duygusal olarak zayıfsanız buna hiç bakmayın çünkü intiharı başardı.

 

Bir şekilde o hormonların kaybolması sağlanabilse, kişi belki de hayatının geri kalanını uzun ve sağlıklı bir ömür olarak yaşayabilecek.

Japonya’da intihar etmeyi düşünen kişilere terapi konusunda bir uzman olan Hiroshi Inamura şunları yazdı: “Çocuklar kendilerine eziyet çektirmiş kişileri ölümleri aracılığıyla cezalandırmak üzere içten gelen bir arzu duyarlar.”

Gençler genelde okulda ya da kanunla başları belaya girdiğinde, bir aşk ilişkisi sona erdiğinde, karneleri kötü olduğunda, sınavlar süresince stres yaşadıklarında ya da gelecekle ilgili endişeleri yüzünden cesaretleri kırıldığında intihar etmeye kalkışabilirler. Mükemmeliyetçi olmaya eğilimli olabilen çok başarılı gençlerde ise, gerçek ya da hayal ürünü olsun bir başarısızlık veya ihmal, intihar girişimine neden olabilir. Yetişkinlerde en sık intihara yol açan olaylar mali ya da işle bağlantılı sorunlardır. 

Yaşlı kişilerde, emeklilik ve fiziksel hastalık da intihara yol açan başlıca etkenlerdir. İntihar çoğu kez acılardan bir kaçış yolu olarak seçilir; bunun olması için bir hastalığın ölümcül olması gerekmez, hastanın, ıstırabının dayanılmaz olduğunu düşünmesi yeterlidir.

 

Başarılı İntihar ve İntiharcılar

Bununla birlikte, herkes bu tür olaylara intihar ederek tepki göstermez. Tersine insanların çoğunluğu böyle stresli durumlarla karşılaştığında intihar etmez.

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Okulu’nda psikiyatri profesörü olan Kay Redfield Jamison şöyle söylüyor: “Ölüm kararlarının çoğu, olayların nasıl yorumlandığına bağlıdır.” Şunu ekliyor: “Çoğu zihin sağlıklı olduğunda, herhangi bir olayı intiharı gerektirecek ölçüde yıkıcı olarak yorumlamaz.” ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden Eve K. Mościcki birkaç etkenin –bu etkenlerden bazıları hemen fark edilmez– bir araya gelerek, intihara sürükleyen davranışa yol açtığına işaret ediyor. İntiharın ardında yatan bu etkenler arasında ruhsal hastalıklar, bağımlılık, genetik yapı ve beynin kimyası bulunur. Bunlardan bazılarını ele alalım.

Bu etkenlerden en başta gelenleri ruhsal hastalıklar ve bağımlılıktır; bunların arasında depresyon, çift kutuplu psikoz, şizofreni ve alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı da bulunur. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalar, intiharların yüzde 90’ından fazlasının böyle hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Aslında İsveçli araştırmacılar bu tür bir hastalığı olmayan erkeklerde intihar oranı 100.000’de 8,3 iken depresyon geçiren erkeklerde bu oranın 100.000’de 650’ye fırladığını gördüler! Uzmanlar Doğu ülkelerindeki intiharlara da benzer etkenlerin yol açtığını söylüyorlar. Yine de, depresyon ile intihara yol açan olaylar bir araya geldiğinde bile intihar kaçınılmaz değildir.

 

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: