Okçuluk Sporunu Okçuluk Sanatı Haline Getiren Bayan

Okçuluk sporu son derece zor bir spor dalı olmakla bereber bunu okçuluk sanatı haline getirenler var

Okçuluk sporu aynen diğer spor dalları gibi bir federasyona sahip olup oldukça zor ve ciddi bir okçuluk eğitim almayı gerektirir. Ama büyük dedesi orta asyalı olan Maggie bu zor sporu okçuluk sanatı haline getirmiş.  “Bende asil Anadolu kanı var. “Batılılar gibi yoz değilim” diyor. Çoğumuz kollarının üzerinde amuda kalkamazken o ise okçuluk oyunu tarzını kendi oluşturmuş. İnanılır gibi değil. Üstelik annesini hedef tahtası yapmış durumda. Ya gözüne saplansa ne olacak kadıncağızın hali!

 

Okçuluk Eğitimi ve Okçuluk Federasyonu

Okçuluk ilk kez Osmanlı padişahı 2. Mehmet döneminde yarışma olarak düzenlenmiştir. 1451-1481 yılları arasında Osmanlı padişahı olan 2. Mehmet zamanında ilk kez okçuluk yarışma kurallarını hazırlamış ve okçuluk yarışma sahalarını yapılmıştır. İstanbul’un fethinden sonra sultan 2. Mehmet Ok Meydanı diye adlandırılan okçuluk alanını genişletmiş ve yeni düzenlemelerle daha güzel bir hale getirmiştir.

Tarihsel dokümanlarda en çok dikkat çeken 2 isim Tozkoparan İsmail ve Bursalı Şüca’dır. Tarihsel Osmanlı yayları 800-900 metreye atış yapabilirken şu anki modern yayların bu mesafelere atış yapabilmesi pek mümkün değildir.

okçuluk sanatı

Dünyada ise okçuluğun spor olarak kabul edilmesi 1931 yılında uluslar arası okçuluk Federasyonunun (World Archery) kurulması ile olmuştur. 7 ülkenin katılımıyla gerçekleşen toplantı Polonya’nın Lwow kentinde düzenlenerek dünya okçuluğunun temelleri atılmıştır. Merkezi İsviçre’nin Lozan kentinde olan Uluslar arası Okçuluk Federasyonu’nun bugün 157 üyesi vardır. Türkiye 1955 yılında 16. üye olarak Federasyona katılmıştır. 2005 yılında yapılan seçimler sonucunda Türkiye Okçuluk Federasyonu eski başkanı Prof. Dr. Uğur Erdener başkan seçilerek Dünya okçuluğunu yönetmeye başlamıştır ve halen bu görevi sürdürmektedir.

Okçuluk ilk kez 1900 yılında olimpiyatlarda yer almış ve 1972 yılından itibaren de değişmez bir olimpik spor dalı olmuştur. Türkiye’de ise okçuluk 1920’li yıllarda Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) bünyesinde faaliyetlerini kısıtlı imkânlarla yürütmeye çalışmıştır. Cumhuriyet Dönemiyle birlikte eski Türk okçularının ailelerinden gelen bazı okçular, aralarına gençleri de alarak, İstanbul’da bu geleneksel sporumuzu devam ettirdiler. Türk okçuluk tarihinin önemli isimlerinin torunları, bu spora yakın ilgi duyanlarla birlikte, 1937 yılında İstanbul’da, Atatürk’ün talimatı ile “Ok Spor Kurumu” nu kurdu.

Son söz olarak; okçuluk sporu azami dikkat ve sabır ister. Sabretmenin ne kadar önemli olduğuna dair bir diğer örneğimizi buradan inceleyebilirsiniz elbette.

 

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: