sümerlerde inanç ve Dünya Görüşü

Sümerlerin Çok Tanrılı İnanç Sistemi ve Dünya Görüşleri

   1960’lı yıllardan itibaren kazılardan elde edilen kil tabletler, yaklaşık 5000 yıl öncesinin insanlarına, Sümerlerde  inanç ve dünya görüşlerini anlamamıza önemli ölçüde yön vermiştir. (Kramer 1959, 1963, 1972; Ceram 1972).

   Sümerler’e göre “Dünya ve Evren” şekilde gösterildiği gibidir. Yani, dünya (=yer) disk şeklinde ve çevresi sularla kaplı bir ada gibidir; Gök, bir kubbe şeklinde “yeri” kaplamaktadır. Gök kubbenin dışında ‘İlksel Okyanus’ bulunur. Gök kubbe ile Yer arasında ‘hava’ vardır. Yerin altında, ölüler diyarı olan ‘öteki dünya’ veya ‘yeraltı dünyası’ bulunur ve çevresi ‘yedi kat surlarla çevrilidir’. İnsanlar öldüklerinde, bu öteki dünyaya göç ederler.

sümerlerde inanç

sümerlerde inanç

   Sümer düşünürleri, “dünya düzeni” hakkında düşüncelerinin, Tanrılarca kendilerine aktarıldığına, dolayısıyla  kesinlikle doğru olduğuna inanırlar. Onlara göre, nasıl ki, insanlar olmasaydı, şehir, köy, ev, ibadethane, tarla, bahçe olmayacaktı; öyleyse, Tanrılar da olmasa, yer, gök, deniz, güneş, ay, tüm doğal olaylar, vs. de olamazdı! Evren ve tüm içindekiler, insan yapıtları olan şehirlere, binalara göre çok daha büyük ve karmaşık olduğuna göre, bu muazzam sistemleri yaratanlar da, insanlara oranla çok daha güçlü yaratıklar olmalıydılar! Evet Tanrılar da ‘insan kılıklı, ama çok, çok daha güçlü ve ölümsüz yaratıklar’ olmalıydılar. Tanrılar, insanların tersine, ölümsüz olmalıydılar, çünkü onlar ölürlerse, kurdukları sistem nasıl ayakta kalabilirdi ki? Tüm evren, yer ve gök, ebedi olduğuna göre, Tanrılar da ebedi, yani ölümsüz olmalıydılar.

Yani, Sümerler’e göre, dünyadaki her bir şeyden sorumlu, insan şekilli, ama olağanüstü güçlü ve ölümsüz Tanrılar vardır. Bu Tanrılar, yapmak istedikleri şeyleri tasarladıktan sonra, “ol” veya “olsun” derler ve o  şey veya olay olur!

 

   Örneğin, “ışık olsun” deyince, ışık oluşur, “ağaç olsun” deyince, ağaç oluşur! (Kralların tüm emirlerinin insanlar tarafından yerine getirilmeye çalışılması ile, bu tür Tanrı anlayışı arasında sıkı bir paralellik vardır.)   Dünyadaki tüm olayların, kader ve kısmetin tayini, tanrılarca belirlenir. Örneğin, bir yörede ürün kötü, bir başka yerde iyi olduysa, Tanrı, kötü ürün olan yerdeki insanlara karşı, iyi ürün olan yerdeki insanlardan yanadır! Bir yerde sel oluyorsa, Tanrı(lar) onu planlamış ve yapmıştır. Tanrılar bir yöredeki insanları cezalandırmak istiyorlarsa, o yöredeki insanların başına çeşitli felaketler getirirler; tarlalarda ürün olmaz, yaşadıkları yerleri sel alır, vs.. Dolayısıyla, Tanrılar, bazen bir kavimden yana olurlar, bazen diğer bir toplumu tutarlar. Bu nedenle, Tanrıları kızdırmamak, onları hoşnut tutmak için, onlara en değerli malzemelerden tapınaklar yapılıp, en değerli taşlarla ve madenlerle süslenir, onlara ‘rüşvet’ kabilinden kurbanlar kesilir; Tanrıların kendinden yana, düşmanlarına karşı olması için insanlar dua ederler!

 

sümerlerde inanç

Evrensel Düzen

   Onlara göre ‘evrensel düzen ve yapılanma’ şöyledir: Her şeyi bir yaratan, bir doğuran olacağına göre:

*- Yağmur gökten geldiğine göre, göğün üzerinde bir su haznesi (gök okyanusu) bulunmalıdır. Bu “İlksel Okyanus” veya “Başlangıç Denizi”, her şeyin başlangıcı, Tanrıça Nammu’dur.

*- Bu Tanrıça Nammu “Anki’yi = Gök-Yer’i” doğurur (An = Gök Tanrısı Ki = Yer Tanrıçası). Gök ve yer (Anki) başlangıçta bitişik bir kütledir, yüce bir dağdır. Bu dağın tepesi Gök, aşağısı Yer’dir.

*- Gök Tanrısı An ile Yer Tanrıçası Ki’nin birlikteliğinden ‘hava’ Tanrısı Enlil doğar.

*- Enlil, Gök’ü Yer’den ayırır; babası, Tanrı An, Gök’ü alıp yukarı taşır; Enlil ise, annesi “Ki’yi” (Yeri) alır.

*- Enlil (hava, atmosfer) ile ‘Ki = Yer’in birlikteliğinden tüm diğer dünya oluşukları doğar.

*- Yerin altında “Yeraltı Dünyası” diye bir başka âlem daha vardır, ve insanlar öldüklerinde, oraya göçerler. Yeraltı Dünyasının yöneticisi ise, Tanrı Nergal’dir.

 

Güneş, Ay, Venüs gibi gök cisimleri ve bunların yöneticisi tanrıların oluşumlarını açıklamak için, meşhur Sümerolog Kramer’in (1959) yayınından bir bölümü aynen aktaralım:

 

   “Henüz insan yaratılmamışken ve Nippur Şehrinde sadece Tanrılar otururlarken, “oranın genç delikanlısı” Tanrı Enlil’di; “oranın genç kızı” Tanrıça Ninlildi; “oranın yaşlı hanımı” Ninlil’in annesi Nunbarşegunu’ydu. Bir gün, kafasına Ninlil ile Enlil’i evlendirmeyi koyan bu kadın, kızına şu öğüdü verir:

 

Anneden Kızına Öğüt

“Temiz ırmakta yıkanacaksın, kadın, temiz ırmakta,

Ninlil, Nunburdu ırmağının kıyısında gezin,

Parlak gözlü, efendi, parlak gözlü,

‘yüce dağ”, baba Enlil, parlak gözlü, seni görsün,

Kaderleri belirleyen çoban, parlak gözlü, seni görecek,

Seni hemen kucaklayacak(?), seni hemen öpecek.”

Ninlil annesinin öğütlerini sevinçle yerine getirir:

“Tertemiz ırmakta yıkanır kadın, tertemiz ırmakta,

Ninlil, Nunburdu ırmağının kıyısında gezinir,

Parlak gözlü, efendi, parlak gözlü,

‘yüce dağ”, baba Enlil, parlak gözlü, onu görür,

Kaderleri belirleyen çoban, parlak gözlü onu görür.

Efendi ona sevişmekten söz eder, o çekinir,

Enlil ona sevişmekten söz eder, o çekinir;

“Vaginam çok ufacıktır, s..işmeyi bilmez,

Dudaklarım çok küçüktür, öpüşmeyi bilmezler” …

 

   Bunun üzerine Enlil veziri Nusku’yu çağırıp, ona sevimli Ninlil’i arzuladığını iletir. Nusku bir kayık getirir ve Enlil, kayık ırmakta yüzerken, Ninlil’i baştan çıkararak, onu Ay Tanrısı Sin’e hamile bırakır. …”

İşte, Sümerler’in Ay Tanrısı Sin de böyle oluşur, ve bu kısa bölüm, eski zaman insanlarının Tanrı anlayışlarını çok güzel yansıtır.

İnsanoğlunun kültürel gelişim sürecinde sümerlerin etkisi konulu makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Doğadaki kuvvet sistemleriyle ilgili makaleye de buradan ulaşabilirsiniz.

Genişletilmiş bilgi için burayı incelemenizi öneririz.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: